BİZ SİZİ ARAYALIM DP PORTAL GİRİŞ ONLINE İŞLEMLER
Anasayfa > Blog > Üretimde Dijital Dönüşüm

6 dk okuma süresi

Üretimde Dijital Dönüşüm



Dijital dönüşüm kavramı, yapay zeka kavramı ile beraber bugünlerde herkes tarafından, sadece bilişim sektörü profesyonelleri, bilim insanları veya teknoloji ile ilgili kamu görevlileri değil, ilgili ilgisiz herkesin, her kesimin dilinde pelesenk olmuş durumda. Herkesin teknik jargonu günlük konuşmalarının bir parçası haline getirme çabaları bir yere kadar hoş ve olumlu görünebilir, en azından konuya bir ilgi uyanmış denilebilir. Ayrıca bu sözcüklerin belli bir çekiciliği, havası var ve kullanana da belli bir özgüven veriyor ama iş daha da ileri gidip ahkam kesmeye veya konudan bihaber, kulaktan dolma bilgilerle yorumlar yapmaya millete tavsiyeler vermeye geldiğinde işin rengi değişiyor, yanlış bilgilendirmeler ve yönlendirmeler olabiliyor. Bu konuları konuşurken belli bir çizgiyi aşmamaya, konu hakkında bir derinliğe sahip değilseniz konuşmanın kararında kalmaya dikkat etmek gerekir. Bu gerçi her konu için de geçerlidir bu arada, mesela ülkemizde herkes futbol antrenörü ve siyaset ve ekonomi bilimcisidir, şimdi herkes bilişimci de olmakta, ne mutlu bize.

Dijital dönüşüm süreci kurumlarda iki bölümde incelenebilir. Bir tanesi kurumun ana işinin dışındaki işleri destekleyen, firmanın düzgün ve kontrol altında çalışabilmesi için gerekli destek hizmetlerinin sağlandığı bölümlerin dijitalleşmesi işidir. Bu kısıma en genel şekilde muhasebe ve finans departmanlarının işlerinin bilgisayarlaşma sürecine geçmesi, personel, bordrolama ve insan kaynaklarında bilgiysayarlaşmanın kullanılması, satış pazarlama faaliyetlerinde, giriş çıkışların denetimi, kurum içi bilgisayar sistemleri ve internet hizmetlerinin kullanımı, fiziksel veya bilişim güvenliğinin sağlanmasında otomasyondan yararlanılma gibi hizmetlerin bilgisayarlar yardımıyla gerçekleştirilmesi sürecidir. Bu işlerin hemen hemen tamamı eskiden insan gücü ile yapılıyordu ama günümüzde büyük küçük tüm şirketler bu hizmetleri ya kendileri veya dışardan alarak bilgisayarlar marifeti ile gerçekleştiriyorlar. Artık bu işlerin gerçekleştirilmesinde ve özellikle monoton, tekrarlayan işlemlerde insan gücü blgi girişi seviyesinden, işleyişi denetleme ve kontrol ve müdahale etme seviyesine yükselmiş durumda. Yani kurum içi destek hizmetlerinde belli bir seviyede dijitalleşme sağlanmış durumda. Bu seviye dijitalleşme belli seviyede kurumlar için yeterli olabilir, faka dikkat çekilmesi gereken bir nokta daha vardır. Günümüzde bütün sektörde çalışan şirketler sadece kendi etraflarında dönmüyorlar, daha büyük bir eko sistemin bir parçası olarak çalışıyorlar. Mesela finansal işlemlerini banka olmadan gerçekleştiren bir firma olabilir mi? Peki firmaların finans muhasebe sistemleri bankalar ile entegre çalışabiliyorlar mı, cevap yüzde 99 hayırdır. Sadece büyük şirketlerde bu entegrasyonun var olduğunu varsaymak yanlış olmaz. Banka sadece bir örnektir, banka dışındaki finansal kuruluşlar ile de sık sık çalışmalar yapılıyor, özellikle sigorta, faktoring veya leasing şirketleri ile ve bu şirketler ile firmalar arasında da bir entegrasyon gerçekleştirilmiyor. Küçük şirketlerin muhasebeleri çoğu kez kurum dışında yeminli muhasebeciler tarafından tutuluyor ve zaman zaman fişler, faturalar, senetler sözleşmeler ve diğer tüm kıymetli belgeler oradan oraya elden veya kargo ile taşınıyor. Bu da bize kurumlar içinde belli bir otomasyon ve dijitalleşme sağlanmış olmasına rağmen kurumlar arası dijital dönüşümden bu aşamada bahsetmenin mümkün olmadığını gösteriyor. E-devlet sistemi belli ölçülerde şirjketlerle devlet kurumları arasında bir bütünselliğin oluşmasına katkıda bulunuyor. E-devlet geliştikçe ve şirketlerin devlet ile olan ilişkilerine daha fazla çözüm getirecek, dijitalleşmenin bir kısmının tamamlanmasına ciddi katkıları olacak. Dijital dönüşüm ofisi de bu konuda çalışmalarını sürdürüyor.

Dijital dönüşümün diğer kısmı da üretimin djitalleşmesidir.Yani firmaların üretim süreçlerinde de dijital teknolojilerden yararlanmaları konusu. Günümüzde büyük fabrikaların hemen hemen tümünde otomasyon uygulamaları yıllardır kullanılıyor. Bir örnek olarak otomobillerin seri üretimi, Henry Ford’un üretim bandı anlayışı ile başlamış ve yıllar içinde üretim otomasyonu seviyesi her gün daha da artmıştır. Önceleri üretim otomasyonunda analog sistemler , analog sensörler kullanılırdı, günümzde analog sensörler dijital sensörlerle yer değiştiriyor. Analog sensörlerin veri değerlendirme ve taşıma kapasiteleri sınırlı iken dijital sensörlerle bu sorun pratik olarak ortadan kalktı.Bunun yanında teknolojilerin ilerlemesi üretim maliyetleri de büyük ölçüde düştü. Bunun yanında bu dijital sensörler ve yeteri kadar hızlı ve kapasiteli iletişim teknolojileri yardımı ile hem merkezi bilgisayarlar ile hem de kendi aralarında haberleşerek üretimde belli bir seviyede karar verici olmaya başladılar. Üretimde kalite kontrolu da hızla insan kontrolünden çıkıp sensör ve makine kontrolune geçiyor, böylece üretim sonucu hatası çıkabiliyor, üretimden kaynaklanan hatalar ie artık karşılaşılmıyor. Tabii burada bahsettiklerimiz her fabrikada, üretim tesisinde uygulanıyor diyemeyiz ama uygulanan yerler de var ve normal olarak bu tesisler üretimlerinde verim ve kalite artışı sağladıklarından rakipleri ile pazarda farklarını açmaya başladılar. Bu sürece bugünlerin yine moda deyimi ile Endüstri 4.0 adı veriliyor. Bu aşamanın bir adım ötesi de bu şekilde üretim yapan ve bu tesislere ürün tedariği sağlayan tesislerin hatta dağıtan ve satan organizasyonların da insan müdahalesi dışında kendi kendilerine haberleşerek tüm süreci tamamlamaları, işte bütünsel olarak dijitalleşmenin gideceği seviye bu olacak, ne zaman olur, bilemeyiz ama çok uzun sürmeyecek. Burada bu entegre üretim mekanizmalarına ve teknolojilerine küçük büyük tüm şirketlerin ulaşabilmesi, kendilerine gerekli olacak doğru sistemlerin seçilmesi ve gerçekleştirilmesi konusunda bilgilendirilmeleri ve yeterli ve güvenilir danışmanlık hizmetleri alabilmeleri ve bu süreç için gerekecek finansal kaynakların da ulaşılabilir olma sorunu var. Bu konuda da devletin devreye girmesi gerekiyor, yol gösterici ve çözüm sağlayıcı olması gerekir. Tabii öncelikle de bu vizyona, bilgi ve tecrübeye sahip insan gücüne sahip olması ve yeterli finansal kaynakları yaratması gerekiyor.

Şerif A. BEYKOZ

Değerlendirme

Digital Planet

Tarih

6.01.2019

KATEGORİ

Değerlendirme

PAYLAŞ: